IŞİD’le Mücadelede Nereye: Musul’a Operasyon Mümkün mü?

Bilgay Duman, ORSAM Araştırmacısı

Son dönemde IŞİD’in Haziran 2014’ten bu yana elinde tuttuğu ve Irak’taki IŞİD varlığının en güçlü olduğu yer olan Musul’a ilişkin operasyon yapılacağına yönelik haberler gündemin üst sıralarında yer almaya başladı. Şubat ayı başında Irak Ordusu’na bağlı yaklaşık 4500 askerin Musul’un yakınlarındaki peşmergenin kontrolünde olan Mahmur’a konuşlanmasından sonra, Irak Savunma Bakanı Halid El-Ubeydi, Irak Ordusu’na bağlı bir grup askerin daha Musul yakınlarına yerleşmek için yola çıktığını duyurdu. Yapılan bu sevkiyatlar daha önce Iraklı bazı yetkililer tarafından birkaç kez gündeme getirilen, ancak bir türlü gerçekleşmeyen Musul operasyonun işaretleri olarak ön plana çıkmaktadır.

Tikrit’ten sonra Ramadi’den de temizlenmesiyle birlikte Irak’ta büyük şehir merkezlerinden sadece Musul IŞİD tarafından kontrol etmektedir. Ancak Musul şehir merkeziyle birlikte, Musul’a bağlı Telafer, Kerkük’e bağlı Havice, Anbar’a bağlı Felluce, Kaim, Hadise ve Hit, Tikrit’e bağlı Şirgat gibi büyük ilçelerde IŞİD’in halen güçlü bir kontrolü bulunmaktadır. Bununla birlikte, IŞİD’in hakim olduğu bölgeler arasında bağlantı yolları da tam olarak kesilebilmiş değildir. Kabaca harita üzerinden bakıldığında Irak’ı kuzeyden güneye ikiye ayırdığı görülen Dicle Nehri’nin batısında, IŞİD’in etkinliği devam etmektedir. Buna rağmen IŞİD’in hakim olduğu bölgelerdeki bazı Sünni aşiretlerin IŞİD’e karşı ayaklanması, IŞİD’in elini zayıflatmaktadır. Nitekim geçtiğimiz hafta IŞİD’in en güçlü olduğu yerlerden biri olan ve Irak’ta ABD işgaline karşı Sünni direnişi ve El-Kaide’nin merkezi olarak bilinen Anbar’a bağlı Felluce’de Cumeyli, Halabise ve Ebu Alvan aşiretlerinin başını çektiği bir grup, IŞİD’e karşı silahlı bir ayaklanma başlatmıştır. Felluce’nin Şuhede, Cubeyl ve Nezzal mahallelerinde çıkan çatışmaların zaman zaman kesilerek devam ettiği gelen haberler arasındadır. Çatışmalar devam etmekle birlikte IŞİD’in ayaklanan aşiretlerin mensuplarından 150’ye yakın kişiyi de tutukladığı söylenmektedir. Ayrıca yine Anbar’a bağlı Hit’te de Elbu Nemr aşiretinin IŞİD’e karşı ayaklandığı söylenmektedir. Elbu Nemr aşireti, IŞİD’in Anbar’a girişi sırasında IŞİD’e karşı direniş gösteren en önemli aşiretlerden biri olmuş, ancak IŞİD’e karşı fazla direnememiştir. IŞİD’in, Anbar’ı kontrol ettikten sonra Elbu Nemr aşireti üyelerinden 700’den fazla kişiyi infaz ettiği bilinmektedir.

Şimdilik çok yerel düzeyde olsa da IŞİD’e karşı başlayan bu ayaklanmalar hem IŞİD’in uygulamalarının halkı bıktırdığı yorumlarını güçlendirirken hem de IŞİD’in giderek güç kaybettiğinin bir göstergesi sayılabilir. Ramadi’nin Irak Ordusu tarafından IŞİD’den geri alınması sonrasında, IŞİD’in Musul’a yığınak yaptığı ve gücünü giderek kaybettiği Ramadi ve Tikrit’in yanı sıra kontrolünde bulundurduğu ilçe ve nahiyelerdeki sayısını da azalttığı konuşulmaktadır. Zira Irak güvenlik güçleri mevcut durum itibariyle IŞİD’in ikmal yollarını kesmekte ve Irak’taki IŞİD bölgeleri arasındaki bağlantıyı koparmaya çalışmaktadır. Bu nedenle IŞİD’in, kontrolünde bulundurduğu diğer bölgelerle Musul arasındaki bağlantı kesilmeden Musul’daki kontrolünü güçlendirmek ve Suriye’deki Rakka ile olan bağlantıyı güçlü tutmak amacıyla Musul’a ağırlık verdiği söylenmektedir.

Bu noktada IŞİD’le mücadele sürecinde giderek Musul operasyonuna yaklaşıldığı görülmekle birlikte, halen kısa vadede Musul’a yönelik büyük bir operasyon yapılmasını beklemek yanlış olacaktır. Her ne kadar Irak güvenlik güçleri, peşmergeler ve Şii milis grupların içerisinde yer aldığı Haşdi Şaabi yapılanması IŞİD’e karşı avantajı ele geçirmiş olsa da hem Irak’taki siyasi ortam hem de güvenlik güçlerinin büyük Musul operasyonuna hazır olmadığı görülmektedir. Nitekim Irak Başbakanı Haydar El-Abadi üzerindeki siyasi baskı devam etmekte ve Haydar El-Abadi’nin bir türlü gerçekleştiremediği reformlar masada durmaktadır. Bu kapsamda Irak siyasetinde hükümetin yeniden şekillendirilmesi ve bakanların değiştirilmesi konusu ana gündem maddesi haline gelirken, Abadi topu Irak Parlamentosu’na atmış ve siyasi grupların uzlaşması durumunda hükümet değişikliğine gidebileceğinin sinyallerini vermiştir. Ancak grupların arasındaki problemlerin yanı sıra, her grubun kendi içerisinde de büyük problemler bulunmaktadır. Daha açık bir ifadeyle 2014 seçimlerine kadar neredeyse Şii, Sünni ya da Kürt olarak grup halinde hareket eden bütün kesimlerin içerisindeki siyasi partiler, 2014 seçimleriyle birlikte giderek ayrışmıştır. Bu noktada Şii, Sünni ya da Kürt siyasi partilerin aralarındaki problemlerin yanı sıra, kendi içlerinde de bir uzlaşmadan bahsetmek mümkün değildir. Ayrıca Erbil ve Bağdat arasındaki kriz çözülemediği gibi, ülke ciddi bir ekonomik darboğaza sıkışmış durumdadır. Ekonomik sıkıntılar aynı zamanda siyasi krizlerin çözümünü de sekteye uğratmaktadır.

Öte yandan, IŞİD’e karşı operasyon yapan taraflar arasında da bütüncül mücadelenin sergilenemediği görülmektedir. IŞİD’e karşı mücadelede gruplar arasında bir koordinasyon sağlanamadığı gibi, güvenlik güçleri ya da silahlı birimler arasında ciddi bir gerginlik olduğunu söylemek mümkündür. Zira Irak Ordusu ve Haşdi Şaabi arasında kriz yaşandığı ve bu nedenle Haşdi Şaabi ve içerisindeki Şii milis grupların Ramadi operasyonunda Irak Ordusu’na destek vermediği bilinmektedir. Bununla birlikte Musul operasyonu için hazırlık yapan ve büyük bölümü Musul’un eski Valisi Etil Nuceyfi’nin kontrolünde olan ve Musul ahalisinin oluşturduğu Haşdi Vatani olarak bilenen yapılanmanın, Haşdi Şaabi ve Şii milis grupların Musul operasyonuna katılmasına karşı çıktığı görülmektedir. Ayrıca Haşdi Şaabi ve Kürt peşmergeler arasında da problemler bulunmaktadır. Özellikle Tuzhurmatu ve Kerkük çevresinde çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu Haşdi Şaabi ve Kürt peşmergeler arasında zaman zaman çatışmalara varan gerginlikler çıkmıştır. Tüm bu çekişmeler Musul operasyonunun nasıl ve kim tarafından yapılacağı konusunda belirsizliğe neden olmakta ve operasyonun yapılma ihtimalini uzaklaştırmaktadır.

Sonuç olarak kısa vadede Musul’a yönelik bir operasyonun yapılmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Olası bir Musul operasyonunun Musul’un çevresi ve ikmal yolları IŞİD’den temizlenmeden yapılması zor görünmekle birlikte, IŞİD’e karşı mücadelede yer alan silahlı birimler arasındaki gerginliklerin de giderilmesi büyük önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra, bu birimler arasında güçlü bir koordinasyon da sağlanmalı ve boşluklara izin verilmemelidir. Diğer taraftan Musul operasyonuna destek verecek olan ABD öncülüğündeki koalisyonu gücünün de Musul operasyonu için hazır olup olmadığı bir soru işaretidir. Koalisyon gücünün Suriye’ye ağırlık vermesi, Irak’taki operasyonları zayıflatmaktadır. Bu nedenle IŞİD karşıtı koalisyon ve Irak güvenlik güçleri arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi de Musul operasyonu için büyük önem arz etmektedir. Son olarak, Musul’un yeniden imarı ile sosyal, siyasal ve ekonomik entegrasyon projelerinin hazırlanmadan yapılacak olan bir operasyonun başarılı olsa bile, IŞİD sonrası süreçte başka problemlere yol açacağını söylemek mümkündür.