2016 İran Seçim Sonuçları Değerlendirmesi

Bekir Ünal/bilgesam.org

İran halkı, 290 sandalyeli Meclis’i ve 88 üyeli Uzmanlar Konseyi’ni seçmek için 26 Şubat’ta sandık başına gitmiştir. Ülkede gerçekleştirilen çifte seçimin sonuçları, sadece İran halkı için değil, Orta Doğu ve Türkiye açısından da oldukça önemlidir. Nükleer anlaşma ve Batı ile yakınlaşmaya İran halkının bakışını gösteren ilk sınav olma özelliğini taşıyan seçimler, İran’ın gelecekte takip edeceği politikaları da etkileyecektir. Reformcular ve ılımlıların başarısıyla sonuçlanan seçimler, yeniden cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünen Ruhani’nin elini iç ve dış politikada güçlendirecektir. Seçim sonuçları ayrıca İran halkının Nükleer anlaşmaya destek verdiğini ve Batı ile yakınlaşmayı büyük ölçüde onayladığını göstermiştir. İran’daki seçim sonuçları yıllar sonra ilk kez halkın desteğini arkasına alan reformcular ve ılımlıların daha cesur politikalar takip edeceğinin de sinyalini vermiştir. Meclis’te ve Uzmanlar Konseyi’nde çoğunluğu kazanmasına rağmen etkisi zayıflayan muhafazakârların ise daha sert ve güçlü bir muhalefet yapacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca muhafazakârların aldığı bu göreceli yenilgi Anayasayı Koruyucular Konseyi, Uzmanlar Konseyi ve Meclis arasında yeni krizlerin yaşanmasına da sebep olabilir.

İran’daki çifte seçimlerde Reformcular, Muhafazakârlar ve Ilımlılar olmak üzere üç ana grubun yarıştığı görülmüştür. Seçimler öncesinde İslam Devrimi’nin ilkelerine bağlı olduklarını açıklayan üç grup; dış politika, hukuk ve ekonomi başta olmak üzere temel sorunlara karşı farklı yaklaşımlara sahiptir. Nükler anlaşmanın mimarı olan reformcular ve ılımlılar ülkeye daha fazla yabancı yatırım hedeflemekte ve gençler için yeni istihdam alanları yaratmayı planlamaktadır. Nükleer anlaşmaya mesafeli yaklaşan muhafazakârlar ise Batı’ya karşı direniş ekonomisi olarak adlandırdıkları ekonomik büyümenin ülke içi üretimden elde edilmesi gerektiğini dile getirmektedir.

İran’da yaklaşık 300 civarında kayıtlı siyasal parti olmasına rağmen adaylar, seçimlere parti listelerinden değil bağımsız olarak girmiştir. 207 seçim bölgesinin bulunduğu İran’da 12 binden fazla İranlı, milletvekili adaylığı için başvurmuş ancak, Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından 6 bin 200 kişiye izin verilmiştir. Uzmanlar Konseyi seçimleri için başvuran yaklaşık 800 adayın da yalnızca 181’i Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin onayını alabilmiştir. İran’da adayların seçilme hakkını engelleyen muhafazakârların kontrolündeki Anayasayı Koruyucular Konseyi, seçimlerin adil ve güvenilir bir ortamda yapılmasına gölge düşürmüştür.

İran’ın resmi verilerine göre ülkede 54,9 milyon kayıtlı seçmen bulunmaktadır. Seçimlere katılım 32 milyonun üzerinde gerçekleşmiş, katılım oranı %58 civarında kalmıştır. 53 bin seçim noktasında oy kullanma işlemi beş kez uzatılmış, seçimler 26 Şubat Cuma günü saat 23.00’e kadar devam etmiştir. Katılımın düşük olmasında seçimleri boykot çağrıları ve reformcu ve ılımlı adayların yaklaşık %70’inin Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından haksız bir şekilde seçim dışı bırakılması etkili olmuştur.

Seçim sonuçlarının öneminin ve ne anlama geldiğinin daha iyi anlaşılması için İran’ın siyasi yapısına kısaca değinmek faydalı olacaktır. 1979 Devrimi sonrasında kendine özgü bir sistem geliştiren İran’ın Anayasasına göre mutlak egemenliğin yasama, yürütme ve yargı organları tarafından Dini Lider’in himayesine verildiği görülmektedir. Yani ülkedeki tartışmasız tek otorite Ali Hamaney’dir. İran’ın temel yasama organı olan İslamî Şura Meclisi, dört yılda bir yapılan seçimle işbaşına gelen 290 üyeden oluşmaktadır. Meclis, kanunların oluşturulması ve uluslararası anlaşmaların onaylanması gibi görevleri yerine getirmektedir. Meclis’te kabul edilen yasa tasarıları 12 kişiden oluşan Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne sunulmakta ve onay alındıktan sonra yasalaşmaktadır.

Çoğunluğu din adamlarından oluşan 88 kişilik Uzmanlar Konseyi ise dini lidere siyasi, ekonomik ve sosyal konularda danışmanlık yapmaktadır. Uzmanlar Konseyi ayrıca Anayasanın 107. maddesine göre dini lideri görevden alma ve dini lider öldüğünde yerine yenisini seçme hakkına da sahiptir. İran’daki mevcut rejimin en önemli ismi konumundaki Hamaney’in yerine geçecek ismin Uzmanlar Konseyi tarafından belirlenecek olması, seçim sonuçlarının önemini daha da artırmıştır. Velayet-i Fakih’in başında bulunan 76 yaşındaki Hameney’in ve ağır hastalıklarla mücadele ettiği bilinmektedir. Uzmanlar Konseyi’nin 8 yıl görevde kalacağı düşünüldüğünde, Hamaney’in yerine geçecek olan lideri seçme olasılığı oldukça fazladır.

Seçim sonuçlarına göre 88 sandalyeli Uzmanlar Konseyi’nin 64 sandalyesini muhafazakârların listesindeki adaylar, geriye kalan sandalyeleri ise reformcu ve ılımlı adaylar kazanmıştır. Başkent Tahran’dan Uzmanlar Konseyi’ne seçilecek 16 üyenin 15’i reformcular ve ılımlıların desteklediği adaylardan seçilmiştir. Tahran’dan seçilenler arasında mevcut Cumhurbaşkanı Ruhani ve eski Cumhurbaşkanı Rafsancani de bulunmaktadır. Açıklanan rakamlara göre; Tahran’da yaklaşık 2,1 milyon oy alan Rafsancani birinci sıradan, Ruhani ise 2 milyon oy alarak üçüncü sıradan seçilmiştir. Muhafazakar adayların ise Tahran’da büyük bir kayıp yaşadığını söylemek yerinde olacaktır. Muhafazakârların önemli isimlerinden Ahmed Cenneti 1,2 milyon oy alarak on altıncı sıradan ancak seçilebilmiştir. Tahran’dan seçime giren muhafazakârların önde gelenleri seçilememenin şokunu yaşamıştır. En önemli muhafazakâr aday olarak gösterilen ve Uzmanlar Konseyi’nin de başkanı olan Muhammed Yezdi ise 1,1 milyon oy alarak on yedinci sırada kalmış, Konsey’e girme şansını kaybetmiştir. Muhafazakârların en büyük düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Ayetullah Misbah Yezdi de Konsey’e giremeyen isimler arasında bulunmaktadır. Reformcuların kazandığı başarının kalıcı hale gelmesi ve yerleşmesinin Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin yapısının değişmesi ile doğru orantılı olduğu değerlendirilmektedir.

İran İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Tahran’da reformcu kanadın “Umut” adını verdiği listesindeki adaylar, Meclis seçimlerinde önemli bir başarı kazanmış ve Muhafazakârların mecliseki bariz üstünlüğüne son vermiştir. Meclis seçimlerine dair kesin sonuçları söylemek için henüz erkendir. Çünkü İran seçim sistemine göre ilk turda seçilmek için oyların yüzde %25’ini almak gerekmektedir. Binlerce adayın yarıştığı düşünüldüğünde bazı bölgelerde seçimlerin ikinci tura kaldığı görülmektedir. Bu yüzden kesin sonuçlar için ikinci tur seçimlerin yapılacağı tarih olan Nisan 2016’yı beklemek gerekecektir. Ancak reformcular ve ılımlıların Tahran’daki 30 sandalyenin tamamını kazandığını söylemek mümkündür. Milletvekili seçimlerinde Tahran’da reformcuların birinci sıra adayı Muhammed Rıza Arif, 1,3 milyon oyla birinci sırada yer almıştır. Reformcuların ve ılımlıların desteklediği adaylar Tahran’da büyük bir başarı kazanırken, muhafazakârların hezimet yaşadığını söylenebilir. Muhafazakârların Tahran’daki birinci sıra adayı Gulamali Haddad Adil, aldığı 855 bin oyla ancak otuz birinci olabilmiştir. Muhafazakar milletvekili adaylarının lider kadrosu seçime girmek için Tahran’ı tercih ettiği gözlenmiştir. Seçim sonuçları Muhafazakar liderlerin Meclis dışında kaldığını, reformcu ve ılımlıların liderlerinin tamamının Meclis’e girdiğini göstermiştir.

Seçimler üzerine yaptığı değerlendirmede Cumhurbaşkanı Ruhani, sonuçların mevcut hükümete daha fazla güven verdiğini ve güç kazandırdığını savunmuştur. Ruhani ayrıca ülke içindeki siyasi rekabetin sona ermesi gerektiğini, İran’ın iç dinamiklerine ve uluslararası fırsatlara dayalı ekonomik kalkınma sürecinin önünde yeni bir sayfa açıldığını ifade etmiştir. Görev süresinin yarısından fazlasını tamamlayan Ruhani’nin muhafazakârların engellemeleri yüzünden uzun süredir bekleyen ekonomik reformları hayata geçirmek ve 2017 yılında yeniden seçilebilmek için 27 Mayıs 2016’da göreve başlayacak Meclis’in desteğini kazanmaya çalışacağı düşünülmektedir.

Seçim sonuçlarının etkilerinin ilk olarak İran’ın iç politikasında görüleceği beklenmektedir. Sonuçlar İran’daki reform çalışmalarının daha hızlı hayata geçirilmesine de imkân tanıyacaktır. Ancak çifte seçim sonuçalarının kısa vadede İran’ın bölgesel güvenlik politikalarında değişime neden olmayacağı öngörülmektedir. Seçim sonuçları ayrıca, Suriye iç savaşı ve Suudi Arabistan ile arasındaki gerilim başta olmak üzere İran’ın dış politikasında gözle görülür bir değişim yaratmayacaktır. Yeni dönemde yaptırımlardan kurtulan İran’ın petrol üretimini artıracağı, ekonomik kalkınmaya öncelik vereceği ve Batı ile yakınlaşmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. İran’ın Batı ile yakınlaşması ve Orta Doğu’da mezhepsel ayrışmaları kullanarak etki alanını genişletmesi, Türkiye açısından fırsatlardan ziyade riskleri beraberinde getirmektedir.